|
Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmeyen Keskin
ilçesinin tarihi belge ve seyahatnamelerden edinilen bilgilere göre eski bir
tarihe sahip olduğu anlaşılmaktadır. Keskin, Denek Dağı yakınlarında kurulmuş
olmasından dolayı önceleri Denek Madeni adını almış, daha sonra Keskin Madeni
denilmiştir. Bilahare kısaltılarak KESKİN adını almıştır. Keskin ismi pek çok
tarihi belgede belli bir yerleşim merkezinden çok şimdiki Elmadağ ile Kırşehir,
Yozgat arasındaki coğrafi bölgeyi kastetmek üzere kullanılmıştır.
Keskin adının nereden geldiği de kesin olarak
bilinmemektedir. Evliya Çelebi, Seyahatnamelerinde Sivas Eyaleti’ ne bağlı
Sancaklardan söz ederken Çorum Sancağı’ndan sonra Keskin Sancağı’ndan da söz
etmektedir. Buna göre Keskin’in yakınında bir Şehir olduğu, Keskin adının
muhtemelen buradan geldiği sanılmaktadır. Ancak İlçeye 8 km. uzaklıktaki
Ceritkale Köyü’nde Etilerden kalma kayalara oyulmuş mağaralar içinde bulunmuş
olan kabartma boğa ve aslan resimlerinden, İlçenin tarihinin daha eskiye
dayandığı anlaşılmaktadır.
Anadolu’nun Türkleşmesi sürecinde Orta Asya’dan
gelen Türk boyları, uygun buldukları yerlerde konaklayarak geleneksel yaşama
biçimlerinden zamanla yerleşik düzene geçmiş, tarım, zanaat ve ticarete
başlamışlardır. Ankara, Kırşehir ve yöresinde egemenlik süren Türk Beylikleri
Osmanlı Devletinin Anadolu Birliğini tesis etme sürecinde Osmanlı egemenliğine
girerek yaşamlarının sürdürmüşlerdir.
Keskin 1859 yılında Belediye, 1891 yılında Kırşehir
Sancağına bağlı İlçe olmuştur. Yakın köy ve kasabalardan yapılan göçler sonunda
nüfusu artmış ve kaza merkezi büyümüştür.
Önceleri Ankara’nın bir ilçesi olan Keskin, 3587
Sayılı Yasa ile 17.08.1989 tarihinden itibaren Ankara İli’nden ayrılarak
Kırıkkale İli’ ne bağlanmıştır.

Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmeyen Keskin
ilçesinin tarihi belge ve seyahatnamelerden edinilen bilgilere göre eski bir
tarihe sahip olduğu anlaşılmaktadır. Keskin, Denek Dağı yakınlarında kurulmuş
olmasından dolayı önceleri Denek Madeni adını almış, daha sonra Keskin Madeni
denilmiştir. Bilahare kısaltılarak KESKİN adını almıştır. Keskin ismi pek çok
tarihi belgede belli bir yerleşim merkezinden çok şimdiki Elmadağ ile Kırşehir,
Yozgat arasındaki coğrafi bölgeyi kastetmek üzere kullanılmıştır. Keskin,
kurtuluş mücadelesinde önemli görevler ifa etmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ ün
Sivas Kongresi’nde alınan bir kararla Ankara’ ya intikalinde güzergâhta bulunan
Keskin eşrafı Kırşehir ile temas kurmuş, Atatürk’ ün yakın silah arkadaşı Ali
Fuat CEBESOY’ da gizlice Keskin’ e gelerek güzergâhı Keskinlilerle
belirlemiştir. Padişah yanlısı olan Ankara Valisi ve Çorum Mutasarrıfı 17 Eylül
1919 da Sungurlu’ ya, oradan da Keskin’e gelmiştir. Ankara’ ya geçmekte olan
Vali’ yi Elmadağ-Yahşihan arasında bulunan “Kılıçlar beli”n de Keskin ve Polatlı
çeteleri ani bir baskınla etkisiz hale getirerek teslim almışlar ve Mustafa
Kemal Atatürk’ e teslim etmişlerdir.
Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Ankara’ ya
müteveccihen Sivas’ dan hareketle Kayseri’ ye, oradan da Kırşehir, Hacıbektaş ve
Mucur yolu ile 25 Aralıkta Kaman’ a gelmişlerdir. Geceyi köy odasında geçiren
Atatürk, Keskin’in ileri gelenlerini Kaman’a çağırmış o gece Ankara’ ya geçiş
planlanmış, Kaman’ dan 26 Aralık Cuma günü hareketle Keskinlilerin koruma ve
gözetiminde İğdebeli-Köprüköy yolu ile Bala’ ya gelinmiş, vaktin geç olması ve
bölgenin Ormanlık olmasından dolayı Keskinli süvarilerle gece Beynam’ da
geçirilmiş ve 27 Aralık 1919 da Dikmen sırtlarından Ankara ya girilmiştir.
Milli Mücadele kararına gönülden katılan Keskin, böylece
bu harekete destek vermiş, bu hareketin içinde fiilen yer alarak bu büyük
şereften payını almıştır.
15 Mayıs 1919 günü İzmir işgal edilince, Keskin halkı
tepkisini göstermek üzere aşağıdaki telgrafı İstanbul Hükümetine çekmiştir:
“İzmir ve çevresinin, Yunanistan tarafından
topraklarına katılmak amacıyla işgal edilmeye başlandığına ilişkin haberler
burada herkes üzerinde büyük bir etki yaratmıştır. Bu etki ile hemen toplanan
halk işgal hareketini hukuklarına ve mülki hislerine karşı yapılmış bir tecavüz
olarak anlamış ve tüm hisleriyle tepki vermeye hazırdır. İşgale karşı ulusal
onura yakışan bir şekilde karşı çıkmasını devletten talep ve temenni eder, bu
konuda her türlü maddi ve manevi fedakârlığa hazır olduğunu bildiririz. 16 Mayıs
1919”
Yunan Ordusu'nun Afyonun doğusunda Sivrihisar'a kadar
geldiği, Türk Ordusunun Polatlı'da karargah kurduğu, T.M.M.B. Hükümetinin
Kayseri’ye taşınmasının tartışıldığı 1921 yılı Temmuz ayı sonlarında 7
Milletvekilinin Ankara'yı terkettiğini duyan Keskin halkının temsilcilerinin
Polatlı'dan Ankara'ya dönmek üzere olan başkomutan Mustafa Kemal'e gönderdikleri
telgrafta "Bazı Milletvekilleri heyecan ve telaş içinde buradan geçerek geriye
kaçtılar. Bizler canca ve malca her fedakarlığı yapmaya hazır bulunuyoruz. Bu
milletvekillerinin telaşını haklı gösterecek bir tehlike varsa, yediden yetmişe
cepheye gitmemize izin veriniz."
Telgraf'ı okuyan Başkomutan Mustafa Kemal; "İşte
güvendiğim halk konuşmaya başlamıştır." (Alıntı: Şu Çılgın Türkler) |
|